Ben bu yaz zayıflamak. . .
Oldum olası, ki 0 beden dahi olsam var bu takıntı bende, kilolarımla daha doğrusu shakira misali kalçalarımla sorunlar yaşıyorum. Üzerinize afiyet bir 5 kilo fazlam var ama o 5 kilo bana 5 ton gibi geliyor kendimi aynada 38 beden pantolonlarımın içinde can çekişirken görünce tüylerim diken diken oluyor. Hal böyleyken bir zayıflama girişiminde bulunduğumu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Her pazartesi bugün yemeyeceğim diye başladığım diyetime akşam vakitlerinde bugün ne yesem tavırlarımla leke sürüyorum.
Şimdi bana kadın dediğin etli, butlu olur kadının kalçalısı yemeğin salçalısı gibi laflar etmeyin zira her pazartesi bende bunları kendime söyleyerek başlıyorum yemek yemeye lakin buna bir son vermek lazım. Malumunuz yaz ayları bayanların poposunu başını açarak gezdiği bir ay. Popomuzu başımızı açarken fırtlayan selülitlerimiz, can simitlerimiz, ayva göbeğimiz, sarkık kollarımız ne yazık ki how i met your father tarzında anlattığım hikayelerimdeki kahramanları çoğaltmak için hiç iyi bir yol değil. Ha Sibel Can gibi hatun seveni de bulunur problem değil mühim olan iç güzelliği klişesine sığınabilirim ama yoooooook bikinilerime, mayokinilerime bunu yapamam.
Bronzlaşmak. . .
Eskişehir'in güneşi yakmaz diyenlere inat amele yanıklarım vatana millete hayırlı olurken o bikinilerle kıbrıs, antalya, maydos sahillerinde arz-ı endam etmezsem bir yerlerim şişer. Hiç yakıştırmam kömürcü çocuğu gibi yanık teni kendime. Oldum olası bembeyaz tenime büyük bir hayranlık duyarım lakin bu sene tatile gidemediğimden midir nedir bir bronzlaşma isteği var ki bende sormayın. İster leke çıksın ister çil sabahın köründe uzanacağım kumsala, olacağım Eda Taşpınar gibi kara.
Kendimle uzlaşmak. . .
Biraz da ruhumu dinlendirmem lazım 2011 in ilk yarısında pek hayırlı meselelerle uğraşmadım takdir edersiniz ki. Sevgilimden ayrıldım, en yakın arkadaşım almanya'ya taşındı, diğer bi yakın arkadaşımla yollarımızı ayırma kararı aldık, dersten kaldım, yaz okulunun yollarının çakıl taşı olduğunu fark ettim, bol bol hasta oldum, hayatımın ilk bayılmasını yaşadım, kilo aldım, saçımı kestirdim. Benim bile yazarken içime fenalık geldi bir de bunları yaşayınca varın siz düşünün. Bu yüzden alacağım elime kitabımı takacağım kulaklığımı açacağım ajdayı yakıp geçeceğim 2011in ilk yarısını.
Yer yer yozlaşmak. . .
Tabi sürekli kitap, müzik, asosyallik nereye kadar. Nirvanaya ermeye gerek yok bu yaşta. Minileri giymişken, yanık ten yapmışken bir tatil aşkı da fena olmaz hani. Çapkınım, hovardayım, 20 ayardayım. Umudum bu yönde lakin benden de bir yol olmayacağını eminim siz de anlamışsınızdır.
Uzaklaşmak. . .
Ve sonuç olarak bende dertler derya olmuşken Eskişehir'den, Ankara'dan, Bodrum'dan da uzaklaşıp deniz aşırı memleketler olsun, tarihi yerler olsun, akraba yanları olsun kafamı sokacak bir yerlere kaçasım geliyor. Kafa nereye ben oraya diyor 20 ağustos tarihini iple, halatla ve daha pek çok şeyle çekiyorum.
Sevgim ve saygım sizinle olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder