23.11.2011

Bugün ne giysem?


Kadınlar.

Aklıma gelen ilk şeyin ayakkabı olması sizce de normal mi? Bir kadını ayakkabısından tanıyabilirsiniz mesela. Kendimden örnek verecek olursam üstü toz toprak dolmuş converse marka ayakkabılarımı miu miu marka yüzlerce euroluk topuklulara bile değişmem, değişemem. Bu da benim ne kadar dağınık bir insan olduğumu gösteriyor, dağınığım ama hijyeniğim tabi hijyenikliğim ayakkabımdan pek belli olmuyor orası ayrı şişşt karıştırma onları. Peki ben o toz toprak dolu ayakkabılarla neden sevgilimin yanına gidemiyorum? Neden onları çıkarttığımda taban kısmının kayık olduğunu görmesin diye milyon takla atıyorum? Ve neden sürekli sevgilime sence kot mu giyeyim yoksa elbise mi gibi sorular soruyor, bugün ne giysem'ciliğimi yarın ne giysem'ciliğe dönüştürüyorum?

Hangimiz, söyleyin bana hangimiz O'nunla buluşmaya giderken en az 2 kıyafet değiştirmiyoruz, en yeni ayakkabılarımızı giymiyoruz, takıp takıştırmıyoruz. Onunla buluşacağım her sabaha uyandığımda aklımda tek bir konusu olan sorular oluyor bugün ne giysem? Saçımı nasıl yapsam? Hatta ve hatta abartıp hangi renk oje sürsem diye düşündüğüm bile oluyor. Bu ona verdiğimiz kıymeti elbette gösteriyor ama işin rengi daha mavi, daha uçuk. Her kadın önce beğenilmek istiyor, tamam zaten beğenmiş ki seni seviyor diyebilirsiniz ama değil işte bir süre sonra göz alışınca değişik şeyler dikkatini çekmeye başlıyor mesela benim sevgilimin burnunun üstünde siyah noktalar var bazen bakınca onları sıkmak istiyorum ve gariptir ben bunu 2. ay keşfettim. Peki o 2. ayda benim neyimi keşfetti?

Aynaya bakınca gözler 3 numara olduğundan cildimdeki bozukluklar da gözükmüyor ki balım kendimi barbie bebeklerin pürüzsüz porselen yüzlerine sahipmiş gibi hissediyorum, neyimi keşfettiğini nereden bileyim, sorsam ya keşfetmemişse ve ben bunu sorunca daha dikkatli bakarsa bana diyorum soramıyorum ve alıyorum başıma belayı. Düşün düşün çoktur işin kısmı da tam bu noktada devreye giriyor. Mesela kaşlarım doğuştan orantılı bu yüzden almıyorum ama insanım ortasında minik kaşcıklar çıkıyordur elbet diyerek aldım bir gün elime cımbızı başladım yolmaya bir iki derken kabullendim doğuştan orantılı kaşlarım yokmuş benim, sonum evin karşısındaki demet kuaförün kaşçısında bitecek. . .
Sonra benim cildim çok hassastır soğuk gördü mü başlar kurumaya, kuruyunca da soyulur tabi e dedim ya gözler bozuk ben soyulduğunu anca yüzüm kaşınınca ve pul pul dökülmeye başlayınca anlarım. Diyelim ben farketmedim soyulduğunu ve üstüne de güneşten koruma şeyli pudramı sürüverdim ve o döküntü de ortaya çıktı adam demeyecek mi ıyyyy yılan gibi deri döküyor diye evet buna da taktım kafayı her gün krem sürüyorum makyaj yapmadan önce, cebimde ne kadar para varsa %50 sini demet kuaförün kaşçısına geri kalanını da kremci body shop'a veriyorum ne yapayım vanilya kokusunu seviyor O. . .
Hal böyle olunca yani acı gerçekler bir bir suratımda ortaya çıkınca kendimi anne kolekşın'ın ellerine bırakayım dedim. Malum anneler kokoş, tecrübe var bir de ortada, giydir beni anne dedim, demez olaydım. Ceren gitti yerine ay bibiyim diyen tiki bir şey geldi. Mini etekler kürk yelekler üstünde duramadığım 175 pont ayakkabılar bir de kısa saça maşa yapınca gamzeli yanaklarım oldu mu size 2 kilo elma yutmuş insan misali. Adam sevdiyse bile o halimi gördükten sonra terk-i diyar eyler memleketten. . .

Geçenlerde 2 kıyafet arasında kararsız kaldım bir de, anneme soruyorum bir şey diyor benim gönlüm başka bir şey diyor çıkamadım işin içinden ve açtım telefonu sordum O'na. Cevap verdi vermesine ama bu da beni diğer sorularla baş başa bırakmaktan başka bir şey yapmadı. Cevap şuydu: "Her zaman kot giyiyorsun bu sefer elbise giy." Hemen kırmızı ışıklar yanıp sönmeye başladı yoksa yoksa bana kotu yakıştırmıyor mu???? Bir daha da kot giyemedim yanına giderken gerçi bunu soralı daha 3-4 gün oldu ama sürekli elbise-etek takılmaktan hasta olup yatak döşek yatacağım O'nun yüzünden haberi yok.

Geçenlerde Bugün ne giysem? adlı yarışma programını izliyorduk O'nunla. Buse adlı kızı beğenene kadar hiç bir sorun yoktu ortada kızın üstündeki sarı şeyi beğendi diye dolabımı sarı renkli kıyafetlerle doldurunca durumun bir hayli vahim olduğuna kanaat getirdim. Buse'de güzeldi hani neyse o konuyu başka bir yazıda irdeleyelim ne diyordum hah vahim olan durumumun en sevdiğim kokarca kılıklı, tabanı kayık hatta yok olmaya yüz tutmuş, aslen beyaz olan ama hiç de çaktırmayan converselerimi çöpe atınca vahimliği geçip danger**(**=kurukafa)a doğru yol aldığını anladım. Günlerden bir gün muhabbet sırasında sevgilimin ağzından aynen şu sözler döküldü: "Bir ayakkabıyı yalın ayak giyince içi kokuyor sonra istediğin kadar çorap giy o çorapta buram buram kokuyor. . ." NAYIIIIIR!!!! diye çığlık attım içimden, ben sevgili ayakkabımı yalın ayak bolca kullandım sonra çorap giydim ve onun yanında ayakkabıyı çıkarıp çoraplarımla arz-ı endam ettim, kokuyor muydu?, ben niye kokusunu almadım?, ayağım kötü mü kokuyor? yoksa yoksa 2. aydaki keşfi ayaklarımın çilek kokmaması mıydı? Sonrasını biliyorsunuz büyük aşkım beyaz converselerim artık Eskişehir çöplüğünde, yastayım, artık beyaz bir converse'im yok, kafamı yastığa koyduğumda aklıma geliyor emektarım, yastığımın üstüne 2-3 damla döküyor onu anıyorum ve açıyorum o eşsiz şarkıyı "Şimdi uzaklardasın, vakiiit çoooook geeeeç :(".

Bir de bana çok güzel olmuşsun dediği kıyafetlerim var. Bir kere güzelsin beğendim bizimlesin dedi ya tamaaaam forma yapıyorum onları giye giye eskiyor yepyeni kıyafetler lakin eskiyince anladım adam bu sefer de bu kızın başka kıyafetleri yok mu? demesin. Burdan sevgilime sesleniyorum denizde kum bende kıyafet ama işte hepsini sevmen lazım hepsini giymem için, beni sevdiğin gibi hepsini sev tamam mı? Aa dur şimdi aklıma geldi O yeşil kazağını giyince gözleri de yeşil yeşil bakıyor bana ve hep diyorum yeşil O'na çok yakışıyor ama genel anlamda bakınca sadece 2 kere giydi, demek ki oh benim Tanrım demek ki giydiklerimiz önemli değil o kadar da! Düşündüm de ben onun o siyah noktalarını da çok seviyorum, gri kazağını da, deri ceketini de, arkası uzun montunu da, botlarını da, lacivert nike'larını da, saçını kısacık kestirdiğinde öne çıkan tombiş yanaklarını da, sakalını kestiğinde belli olan gamzeli çenesini de. . .

Pink Freud ablamız bugün çok güzel bir laf ederek bu yazıma da uygun bir son yarattı. Zat-ı muhterem ablamız aynen şöyle buyurdu: "Çünkü bazı erkekleri en sevdiğin ayakkabından bile vazgeçecek kadar çok seversin ve bir kadını ayakkabısından bile vazgeçiren bir erkek varsa, işte o hayatının aşkıdır."


O bu değil de tonlarca para verip aldığınız kotu giymek yolunda her şey, her bahane mübahtır. Blue-jeans rocks balım!!! ;)

Hiç yorum yok: